Astronomi

NASA’nın 1977’de Uzaya Gönderdiği Bilgisayar, 25 Milyar Kilometre Uzakta Hâlâ Çalışıyor

Yeni teknolojiye sürekli geçiş yapan günümüz dünyasında, NASA’nın en eski çalışan bilgisayarı, 25 milyar kilometre uzaklıkta, hâlâ görevini başarıyla sürdürüyor — hem de 1970’lerden kalma donanımıyla.

🛰️ Voyager Uzay Araçları Hâlâ Veri Gönderiyor

1977 yılında fırlatılan Voyager 1 ve 2 uzay araçlarında toplam 6 bilgisayar bulunuyor. Bu bilgisayarlar, günümüzde bir hesap makinesinden bile yavaş. Ancak Jüpiter, Satürn ve şimdi de güneş sisteminin dışından veri göndermeye devam ediyor.

Bilgisayarlar, General Electric tarafından NASA’nın Jet Propulsion Laboratory (JPL) için tasarlandı. Araç başına üç farklı bilgisayar türünden ikişer tane yedekli sistem olarak yerleştirildi: 18-bit Komuta Sistemi, 16-bit Uçuş Veri Sistemi, ve 18-bit Yönlendirme Sistemi.

“Ana saat 4 MHz, ancak işlemcinin saat hızı sadece 250 KHz. Bu, saniyede yaklaşık 8.000 komut demek,” diye açıklıyor NASA.

Modern ölçülerle kıyaslandığında bu düşük hızlara rağmen Voyager bilgisayarları, yalnızca 68 kilobaytlık hafıza ile hâlâ bilimsel veri iletiyor — bu, tek bir JPEG dosyası boyutunda bile değil.

🧠 Küçük Hafıza, Büyük Yaratıcılık

Veri kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle NASA, önceden gönderilen verilerin üzerine yazma yöntemiyle yeni bilgileri alıyor. Bu sayede gezegen geçişlerinden elde edilen görüntüler Dünya’ya ulaşabildi.

“Satürn’den tam kare TV görüntüleri için kare okuma süresi 144 saniyeye uzatıldı, veri iletim hızı ise 44.8 kbps oldu,” diyor NASA.

🛠️ Yazılım Onarımı: 25 Milyar Km Uzaklıktan Müdahale

2022’de Voyager 1’in uçuş veri sistemi bozulduğunda, NASA mühendisleri yazılımı uzaktan onardı. Bozuk kod, bellekte yeterince büyük bir alana sığmadığı için parçalara ayrıldı ve dağıtılarak yeniden düzenlendi.

“Kod bölünerek farklı bellek alanlarına yerleştirildi ve tek bir sistem gibi çalışması sağlandı,” diye açıkladı NASA.

Bu olağanüstü yazılım müdahalesi, 167 astronomik birim (AU) uzaklıktaki bir cihazı hâlâ işler durumda tutarak, 1970’ler uzay mühendisliğinin ne kadar öngörülü olduğunu bir kez daha gösterdi.